6 Oca, 2014

Durmadan istek gönderen adam

Selam sana güzel insan. Sana içimden küfür edip, senden gelen tüm istekleri engellemeden önce seni uzun bir süre anlamaya çalıştım. Evet, biz oyun oynamayan, çok önemli işleri olan (dünyayı kurtarmak gibi) ve bildirimler arasında bizi ilgilendirmeyen şeyler görmek istemeyen insanlardık. Sen de aslında işinde gücünde olan saf bir adamdın biliyorum ama kabul etmediğim halde defalarca aynı isteği göndermen beni içten içe geriyor, farklı arayışlara itiyordu. Mark Zuckerberg’in aklına gelmeyen ya da aklına gelmiş olsa bile işine gelmeyen “tüm oyun isteklerini engelle butonu” rüyalarıma girer oldu. Ne yapıyordun sen öyle? Tarlana ıspanak ekip benden gübre mi istiyordun? Koskoca adam gübre ister mi ya hu? Sen istedin. Gübre de istedin, traktör tekerleği de istedin. Defalarca istemek bir yerden sonra senin de canını sıkmadı mı? Vermiyor, vereceği de yok demedin mi be adam? Demedin.

Mübarek bir cuma günü insanları kırmamaya azami ölçüde dikkat etmeye çalışırken yine senin oyun isteğinle karşılaştım canım kardeşim. Her cuma Facebook’a sektirmeden yazdığın “hayırlı cumalar” temalı mesajların geldi aklıma. Sen detayların adamı değildin. Düz adamdın sen, gerçekten.

Bazen yüzde yüz haklı olduğumuzu zannettiğimiz ama sonunda haksız olduğumuzu anlayıp dumur olduğumuz durumlar vardır. Böyle durumların ilk 11 oyuncusu olarak seni anlamaya karar verdim. Kim bilir, belki de haksız olan, sana traktör tekerleği göndermediği için düşüncesiz olan bendim. Bunu anlamanın tek yolu vardı. O oyunlardan birini oynamak…

Son zamanlarda herkesin hipnotize olmuşçasına sabah akşam oynadığını görüp nefret ettiğim şeker patlatma oyununu telefonuma yükledim. Oyunu açtığımda karşıma böyle pembeli membeli bir harita çıktı. Haritanın üzerinde uzaktan yakından tüm arkadaşlarımın kafası vardı. Vay be dedim, bir ben eksikmişim.

İlk bölümü oynadım ve üç yıldızla geçtim. İkinci, üçüncü bölüm derken kendimi işi gücü bırakmış şeker patlatırken buldum. Birkaç bölüm sonra zorlaşmaya başladı ve ben kaybettikçe canlarım bitti. Sonraki cana kalan süre 35 dakika diyor. Yazıklar olsun. Milyarlık telefonla seksenlerdeki tüp kuyruğunda bekler gibi sıra bekliyoruz. Otuz beş dakika geçecek, bana can gelecek onu da geçemezsem bir otuz beş daha. Yok ya. Baktım orda “arkadaşlardan can iste” diye bir şey var. Hemen abandım. Sonuçta o kadar hukukumuz var, cebinden de vermiyor ya illa bir arkadaş can gönderir. Kendimi “tümünü seç” düğmesine basarken buldum. Ne yapıyordum ben böyle? İş güç beni bekliyordu ben koskoca adam ondan bundan can istiyordum. Bunu yapmamam lazımdı. Dayanamadım ya la… Tümünü seçtim…

Ne olmuştu bana? Oyun isteği gönderen adamdan ne farkım kalmıştı? Anlamıştım seni oyun isteği gönderen adam. Sen haklıydın. Arkadaşların 246. bölümdeyken 35. bölümü bir türlü geçememenin ne demek olduğunu anlamıştım. Ne olurdu can istediğin herkes iki tıklayıp sana can gönderse? Ne olurdu sen de bölümleri geçip arkadaşlarına yetişsen? Sen gerçekten haklıydın…

Bu içerik leventkirca.com.tr tarafından oluşturulmuştur. leventkirca.com.tr'nin belirtmiş olduğu "Kullanım İzinleri" ne bağlı kalmak kaydıyla kullanabilirsiniz.

KIRCA

Bilim ve teknoloji meraklısı... Ziraat Yüksek Mühendisi... Meyveleri çok seviyor...

Bunlar da ilginizi çekebilir...

  • Muhammet Özaslan

    Şuan 85. bölümdeyim ve arkadaşlarımın bana can yollaması paylaşımlarımı beğenmelerinden daha çok hoşuma gider oldu..

  • Emre

    Duygularımın yazıya dökülmüş hali 🙂

    • Yaşar

      Hazırcı 🙂 üşenme bir tane de sen yaz

  • Aynı dert bende de var ama ben hala oynamamak için direniyorum 🙂

  • Bir zamanlarda çiftlik kurardık, bu yazıda millete gönderdiğim istekler geldi aklıma 🙂

  • Bir ara çılgınlar gibi oynadığımız çiftlik oyunu geldi aklıma bu yazıyı okuyunca.. Meğer ne kadar safmışım 🙂 Ona harcadığım zamanı gerçek tarlada harcasam mahsul hasat ediyor olurdum o sıralar :))

  • Texaslı

    Yazıyı okuyunca biran kendim yazdım sandım 🙂 resmen beni anlatmışsın :9